Ali Baba Kaç Tane Harami ile Mücadele Etmiştir? Kayseri’den Bir Bakış
Bazen günlüğüme yazarken, hayatımın sıradan akışına bakıp bir kahramanın hikâyesini düşlerim. Geçen akşam Kayseri’nin rüzgârlı sokaklarında yürürken, kafamda “Ali Baba kaç tane harami ile mücadele etmiştir?” sorusu dönüp duruyordu. Belki de çocukken okuduğum masalların etkisi, belki de kendi küçük hayal kırıklıklarımdan doğan bir merak… Neyse, oturup bunu yazmam gerekiyor, çünkü hislerimi bastırmak istemiyorum.
Hazine Mağarası ve İlk Karşılaşma
Ali Baba’nın hikâyesinde en unutulmaz anlardan biri, hazine mağarasına ilk adımını attığı andır. Gözlerimin önünde canlandırıyorum: Ali Baba, bir an için korkuya kapılır, kalbi deli gibi atar ama aynı zamanda bir umut ışığı da görür. “Belki de hayatım değişecek,” diye düşünür. Ben de o anda kendimi onun yerine koyuyorum. Üniversiteden sonra iş hayatına atılmak, Kayseri’de kendi ayaklarımın üstünde durmak… İşte tam o anki heyecan ve endişe…
Mağaranın ağzında duran haramiler, Ali Baba için ilk sınavdır. O, onları saymaya çalışır ve kalbim atıyor: “Kaç tane var acaba?” Diğer tarafta ise her biri bir tehdit, her biri bir engel gibi duruyor. Ali Baba kaç tane harami ile mücadele etmiştir? Düşündükçe, sayının önemi yok aslında. Önemli olan cesareti ve kalbindeki kararlılığı… Benim de hayatımda, tıpkı onun gibi, sayısını bilmediğim “haramiler” var: kaygılarım, hayal kırıklıkları, yanlış adımlarım…
Sırlarla Dolu Gece ve Umut
O gece mağarada, Ali Baba sessizce ilerlerken, gözleri karanlığa alışır ve haramilerle yüzleşir. Bir yandan korku, bir yandan cesaret… “Kaç tane var? Beş mi, on mu, yirmi mi?” diye düşünür. Benim kalbim de onunla birlikte çarpıyor. Kendi hayatımdaki küçük mücadeleleri düşünürken, insanın her haramiyi yenmesinin kolay olmadığını fark ettim.
Gece ilerledikçe Ali Baba, her haramiye karşı bir strateji geliştirir. Onları alt etmek, sadece güçle değil, akılla ve cesaretle mümkün olur. Ben de bu sahnede heyecan ve umut içinde hissettim kendimi. “Belki ben de kendi haramilerimi yenebilirim,” dedim içimden. O an, bir umut filizlendi kalbimde.
Hazine ve İçsel Zafer
Ali Baba sonunda hazineye ulaşır. Ama önemli olan hazine değil, yol boyunca kazandığı tecrübeler ve cesaretidir. Ben de fark ettim ki, kendi hayatımda Ali Baba kadar haramiyle mücadele ettim. İş başvurularındaki retler, arkadaş kayıpları, planların tutmaması… Bunlar benim haramilerim. Ve hepsini aşmanın verdiği his… inanılmaz.
Hazineyi bulduğunda Ali Baba’nın yüzündeki ifade, bir zafer kadar, bir rahatlama kadar güzeldir. Ben de kendi küçük zaferlerimi düşündüm: Kayseri’de kendi evime taşınmak, hayatımı kendi planlarıma göre kurmak… Her zaferin ardından gelen o hafiflik hissi, bir kahramanlık hissi veriyor.
Ali Baba Kaç Tane Harami ile Mücadele Etmiştir? Sonuç
Sonunda anladım ki, “Ali Baba kaç tane harami ile mücadele etmiştir?” sorusunun cevabı sayılarla değil, hislerle ölçülür. Her harami, bir sınavdır; her sınav, cesareti ve azmi gösterir. Ali Baba için haramiler birer engel, birer korku kaynağıydı ama aynı zamanda onun içsel gücünü ortaya çıkaran birer fırsattı. Benim için de hayat böyle; mücadeleler sayısız, ama her biri bana bir şeyler öğretiyor, beni bir adım ileri taşıyor.
O yüzden bazen kendi günlüklerime bakarken gülümsüyorum: Hayatımda da Ali Baba kadar haramiyle mücadele etmişim ve hâlâ mücadele ediyorum. Sayı önemli değil, hisler ve cesaret önemli. Ve belki de, bu yüzden Ali Baba’nın hikâyesi bu kadar dokunaklı ve sürükleyici.
İşte böyle, bir akşam Kayseri sokaklarında yürürken hayal kurarken, Ali Baba ve haramilerinin aslında hepimizin içinde birer metafor olduğunu fark ettim. Kalp atışlarımız, endişelerimiz, umutlarımız… Hepsi birer harami ve biz de her gün onlarla savaşıyoruz.