Bugün Erkek Günü Mü? Kadınlar İçin Bir Gün Var da, Erkekler Neden Unutuluyor?
Bugün, yine bir gün sabahı, uyanırken aklımda tek bir soru vardı: “Bugün erkek günü mü?” Sonuçta, yılın 365 günü var ve her birinin bir anlamı, kutlaması, bir anı olabilir. Kadınlar günü, anneler günü, sevgililer günü derken, bir bakmışsınız her şeyin özel bir günü var. Ama erkeklerin de bir günü olmalı, değil mi? Erkekler sadece hayatın ortasında var olmalı, belki de her günleri bir kutlama hak ediyor. Ama acaba? Erkekler için gerçekten bir kutlama günü var mı? Gelin, bu sorunun etrafında biraz gezinelim, istatistiklere göz atalım, gözlemlerimi paylaşayım ve bu soruya biraz daha derinlemesine bakalım.
Erkekler ve Günü Kutlanmayan Bir Hayat
Ankara’da büyüdüm. Çocukken, hayatın her yönüyle ilgili çok net fikirlerim vardı. Hani, okuldan sonra dışarıda arkadaşlarla top oynayıp eve gelince annemin “Hadi, çabuk yıkan, erkek gibi ol,” dediği zamanlar vardı. Aslında, o zamanlar hep düşündüm, bu erkeklik nedir diye. Herkesin kendi halindeki bir dünyasında, erkeklerin de yerinin olduğu bir yaşam vardı. Kadınların günleri vardı, annelerinin günü, öğretmenler günleri, hatta bazen evdeki yemek günü… Ama biz erkekler için bir şey yoktu. O zamanlar çok anlamazdım, ama büyüdükçe bu eksikliği hissettim.
Hikâyenin ilginç tarafı, bir toplumun ne kadar farklı şekillerde erkekleri “görmediği” ile ilgili. Erkekler genellikle “güçlü olmak zorunda” kabul edilirken, bir günün bize özel olması gerektiği üzerine pek düşünülmez. Ekonomi okuduğum üniversiteden bu yana fark ettiğim şeylerden biri de bu: Tüm toplumlar, tüm veriler, istatistikler kadınları desteklemeye yönelik. Evet, haklılar, kadınların eşitlik mücadelesi çok önemli, ama erkeklerin de kendilerine ait bir günün olabileceğini kimse pek sorgulamıyor. Erkekler niye görünmüyor? Bugün erkek günü mü? Bu yazı, bu sorulara biraz ışık tutmaya çalışacak.
Verilerle Erkekler ve Toplum
Bugün erkekler için bir gün var mı diye düşündüğümde, elimde bir kaç veri var. Hani ekonomi okumuş biri olarak, sayılarla düşünmek ve durumu anlamak daha kolay oluyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, 2021 yılında Türkiye’de kadın iş gücüne katılım oranı %33.3, erkeklerde ise bu oran %71.7. Bu fark, aslında sadece bir sayı değil; bir toplumsal yapının yansıması. Erkeklerin toplumdaki rolü çokça belirgin, ama peki erkeklerin de desteğe, kutlamaya ve bazen sadece “kendilerine ait bir gün”e ihtiyaçları yok mu? Kadınlar gününü kutlarken, toplumda genellikle erkekler bir kenara bırakılıyor.
Ayrıca, erkekler arasında depresyon oranları da ciddi bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, erkeklerin depresyonu kadınlara oranla daha geç tanı alıyor ve tedavi için başvurma oranları çok düşük. Toplumda erkeklerin duygularını paylaşmalarına genellikle pek fırsat verilmediği gibi, duygusal destek arayışına girmeleri de pek teşvik edilmiyor. Bu veriler, aslında “bugün erkek günü mü?” sorusunun neden bu kadar önemli olduğunu da anlatıyor. Erkeklerin duygusal ihtiyaçları da bir şekilde gündemde yer almalı.
Erkekler İçin Kendine Zaman Ayırma: Gerçekten Olmalı mı?
Bir yanda veriler, diğer yanda kendi gözlemlerim… Kayseri’deki küçük bir kafede oturup bu soruyu kendi kendime sormaya başladığımda, “Bugün erkek günü mü?” sorusunun anlamını düşündüm. İş hayatımda, kendimi bazen çok yalnız hissediyorum. Saatlerce veri analiz ederken, insanın ruh hali nasıl olursa olsun, sonucu en doğru şekilde çıkarmak zorundasınız. Bu biraz kadınlar için daha rahat olabilirken, erkekler için özellikle stresli ve baskı dolu bir alan haline gelebiliyor. Sonuçta, sadece iş hayatı değil, sosyal hayat da bir şekilde biz erkeklere bir şeyler dayatıyor: “Duygusal olma, güçlü ol, duygularını gösterme…” İşte bunlar, aslında bir anlamda erkeklerin kendilerini ifade etmeleri için engel oluşturuyor.
Bundan yıllar önce, üniversiteye başladığımda, erkeklerin duygusal taraflarını ön plana çıkaran bir topluluk oluşturmuştuk. Bir gün, arkadaşlarımla birlikte sohbet ederken, “Erkekler duygusal olmak zorunda değil” gibi bir cümle kurmuştu biri. O an hissetmiştim, erkekler duygusal olmalıydı. Biz de hissediyor, seviyor, üzülüyoruz, ama kimse bunu görmek istemiyordu. O yüzden yazdık, konuştuk, düşündük. Ancak sonra fark ettim ki, duygusal bir erkek olmak her zaman dışlanma anlamına geliyordu. Belki de işte bu yüzden erkeklerin de kendilerine ait bir günlerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü hem içsel olarak, hem de toplumsal olarak “görülmeye” ihtiyaçları var.
Bugün Erkek Günü Olmalı mı? Her Günü Kendimize Ait Kılmalıyız
Bugün, gerçekten de erkek günü mü? Şahsen, hayır, değil. Ama bir gün değil, her gün bizim olmalı. Erkeklerin de kutlanmaya, takdir edilmeye ve başkaları gibi bir gün boyunca değer görmeye hakkı var. Ama asıl önemli olan, erkeklerin toplumdaki rollerini daha sağlıklı, dengeli ve duyarlı bir şekilde yerine getirebilmesi için her zaman destek almaları. Bazen, bir erkeğin yalnızca kendisine vakit ayırması gerektiğini düşünmek, onun en temel hakkı olmalı. Ailede, iş yerinde, arkadaş çevresinde, bir erkek olarak takdir edilmek, onurlandırılmak – bunlar da çok önemli. Bazen sadece “kendini ifade etme” fırsatına sahip olmak, bir erkeğin hayatındaki en büyük kazanım olabilir.
Özetle, bugün erkek günü mü? Resmi olarak, yok. Ama erkeklerin de kendine ait zamanları, kendine ait alanları olmalı. Bu sadece bir günle değil, her günle ilgili bir şey. Erkeklerin de duygusal ihtiyaçları var, erkeklerin de desteklenmeye ve kutlanmaya ihtiyacı var. Sonuç olarak, bugün erkek günü mü diye sormak yerine, her gün erkeklerin de hak ettiği saygıyı ve takdiri verdiğimiz bir toplum yaratmalıyız. Belki de bu, gerçek kutlamanın ta kendisi olur.