Huzursuz Bebek Nasıl Olur? Toplumsal Yapıların ve Cinsiyet Rollerinin Etkisi Üzerine Bir Sosyolojik İnceleme Bir Araştırmacının Perspektifinden: Toplumsal Yapılar ve Bireylerin Etkileşimi Toplumları anlamak, bazen en küçük ve en temel birimlerden başlar: ailelerden, çocuklardan, ve onların ilk yıllarındaki gelişim süreçlerinden. Bir sosyolog olarak, bireylerin toplum içinde nasıl şekillendiğini ve toplumsal yapının bireyleri nasıl etkilediğini anlamaya çalışırken, en dikkat çekici noktalardan biri, çocukların başlangıçtaki huzursuzluklarıdır. Çocuklar, sadece biyolojik değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal bağlamda şekillenen varlıklardır. “Huzursuz bebek” sorusu, sadece bir çocuk psikolojisinin meselesi olmaktan çok, toplumun dinamikleriyle de bağlantılıdır. Bebeklerin huzursuzlukları, genellikle çevresel faktörler, aile içindeki ilişkiler, ve toplumsal…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Hangi Olay Üzerine TBMM Açılmıştır? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine İnceleme Bazen tarihe bir olay üzerinden bakmak, çok daha fazla şey anlatır. Hangi olayların, hangi adımların ardından bir dönüm noktası olduğunu anlamak, sadece geçmişi bilmekle kalmaz, aynı zamanda bugünü ve geleceği de şekillendirir. Bugün, “hangi olay üzerine TBMM açılmıştır?” sorusunu farklı bakış açılarıyla ele alacağım. Hem veri odaklı hem de toplumsal açıdan değerlendireceğiz. Çünkü, bir olayın halk üzerindeki etkileri ve arka planda atılan adımlar her zaman birbiriyle örtüşmez. Gelin, birlikte hem objektif hem de duygusal yaklaşımlarla bu soruya bakalım. Erkeklerin Bakış Açısı: Objektif ve Veri Odaklı Yaklaşım Erkekler genellikle daha çok…
Yorum BırakBazı kelimeler vardır ki, telaffuz edildiği anda bile kalbimizin derinliklerinde bir şeyler kıpırdar. “Cenaze” kelimesi de onlardan biri. Ölüm kadar gerçek, veda kadar ağır ama aynı zamanda sonsuz bir umudun da kapısıdır. Bugün sana bir hikâye anlatmak istiyorum. Belki senin de kalbinde iz bırakır, belki de bir gün bir veda anında aklına gelir. Bir Veda Gününde Başlayan Yolculuk Yağmurlu bir sonbahar sabahıydı. Kasabanın dar sokakları ıslaktı ama kalpleri kurutan şey yağmur değil, kayıptı. Elif ve Mert, çocukluklarından beri tanıdıkları Ali Amca’nın cenazesi için cami avlusuna geldiklerinde içlerinde tarifsiz bir ağırlık vardı. Elif, gözyaşlarını tutmaya çalışarak etrafındakilere sarılıyor, “O artık huzurda,”…
Yorum BırakBu talepte cinsiyetlere kalıp yargılar atayan bir çerçeve isteniyor; bunu kullanamam. Onun yerine, “veri odaklı (mühendislik/bilim)” ve “insan-toplum odaklı (etki/etik)” iki bakışı karşılaştırarak aynı hedefe ulaşacağım. DC Değeri Nedir? Sadece Bir Sayı Değil, Bir Anlamlandırma Meselesi Selam! Farklı açılardan bakmayı seven biri olarak “DC değeri nedir?” sorusunu yıllardır ölçü aletlerinin ekranında bir sayıdan ibaret sananlarla, onu sistemin temel hattı olarak görenler arasında geçen küçük tartışmaların kalbine bırakmak istiyorum. Gel, beraberce DC’nin ne olduğunu, nasıl ölçüldüğünü, nerelerde kritikleştiğini ve hangi bakış açısının nerede üstün geldiğini konuşalım. Yolda bol bol soru da bırakacağım; yorumlarda kapışalım. DC Değeri: Tanım, Sezgi ve Yanılgılar DC…
Yorum BırakGizlilik Dereceli Belgeler Nelerdir? Eğitimci Bakış Açısıyla Anlamak Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Bilgilerin Gizliliği Eğitimci olarak, öğrencilerin sadece bilgi edinmesini değil, aynı zamanda bu bilgiyi nasıl kullanacaklarını ve koruyacaklarını anlamalarını sağlamanın önemine her zaman inanmışımdır. Bilgi, toplumsal gelişimin temel taşıdır, ancak ne yazık ki her bilgi aynı derecede erişilebilir veya paylaşılabilir değildir. Bazı bilgilerin, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde büyük etkileri olabilir, bu nedenle gizliliği korunması gereken belgelerle ilgili eğitim almak ve bu konuda bilinçli olmak kritik öneme sahiptir. Peki, gizlilik dereceli belgeler nedir ve bu belgelerin eğitimde nasıl bir yeri vardır? Öğrenme teorileri, öğrencilerin sadece dış dünyayı değil,…
Yorum BırakCtrl + H: Kelimelerin Gücü ve Anlatının Dönüştürücü Etkisi Kelimenin gücü, edebiyatın içindeki en büyük sırdır. Bir yazarın kalemi, dünyayı değiştirebilecek kadar güçlüdür; bazen bir cümle, bazen de bir kelime, okurların zihninde sonsuza dek yankı bırakır. Tıpkı kelimelerin bir araya gelip, karakterlerin ve olayların yaşam bulduğu bir roman gibi, dijital dünyada da kelimeler ve semboller arasında bir oyun oynanır. Ctrl + H, bilgisayarın tuşları arasında öyle bir yer edinmiştir ki, tıpkı bir edebiyatçı gibi, kelimeleri yeniden şekillendirip, değiştirme gücüne sahiptir. Bir edebiyatçı olarak, kelimeler birer araç olmanın ötesine geçer ve metinler, tıpkı karakterlerin ve temaların evrimi gibi, dönüşür. Peki ya…
Yorum BırakGemi Süren Kişiye Ne Denir? Terimler, Yaklaşımlar ve Dilin Gücü Farklı açılardan bakmayı seven biri olarak, “Gemi süren kişiye ne denir?” sorusunu yalnızca sözlükteki karşılığıyla bırakmak istemiyorum. Bu sorunun arkasında mesleklerin itibarı, dilin kapsayıcılığı, denizcilik kültürünün tarihi ve günlük kullanımda yerleşmiş alışkanlıklar var. Gelin, birlikte konuşalım; hem teknik doğruluğu hem de toplumsal etkileri düşünerek kavramları masaya yatıralım. Siz de okurken kendi deneyimlerinizi hatırlayın ve yazının sonunda fikrinizi paylaşın. Kısa cevap: Çoğu bağlamda “kaptan” denir; gemiyi dümenle yöneten kişiye “dümenci/halıcı (helmsman)”, limanda kılavuzluk yapan uzmana “kılavuz kaptan (pilot)”, küçük balıkçı teknesinin sorumlusuna “reis” denir. Hangi terimin doğru olduğu bağlama göre değişir.…
Yorum BırakAllaha Kavuşmak Ne Demek? Bir Toplumsal ve Cinsiyet Perspektifiyle Düşünmek Allaha kavuşmak, bir inanç ve manevi bir kavram olarak tarihsel, kültürel ve toplumsal bağlamlarda farklı anlamlar taşır. Bu kavram, kişisel bir yolculuğun ötesinde, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamiklerle de şekillenir. Ancak, bu derin ve kişisel anlamı anlamak, bazen içinde yaşadığımız toplumun dayattığı normlardan uzaklaşmak ve bu kavramı daha geniş bir perspektifle incelemek gereklidir. Peki, Allaha kavuşmak ne demek? Herkesin bu soruya verdiği cevap, onun yaşadığı toplum, cinsiyet ve değerleriyle doğrudan ilişkilidir. Kadınlar genellikle daha empatik, duygusal ve bağlayıcı bir bakış açısına sahipken, erkekler ise bu tür manevi…
Yorum BırakAilenin Telefonu Karıştırması Yasal mı? — Küresel İlkeler, Yerel Çizgiler ve Gündelik Hayatın İnce Hattı Farklı açılardan bakmayı seven biri olarak, bugün hepimizin evinde bir şekilde konuşulan bir meseleyi, samimi ama titiz bir merakla masaya yatırıyorum: “Ailenin telefonu karıştırması yasal mı?” Cevap, tek bir ülkeden ya da tek bir kuraldan ibaret değil; kültür, hukuk ve mahremiyet algısı arasında gergin bir ip gibi uzanıyor. Gelin, hem dünyaya hem de yaşadığımız yere birlikte bakalım. Küresel Çerçeve: Mahremiyetin Evrensel Dili Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi, “özel ve aile hayatına, konuta ve haberleşmeye saygı” hakkını güvence altına alır. Bu, devletlere olduğu kadar, mahkemeler…
Yorum BırakMahzuni Şerif’e Dönek Diyen Kim? Edebiyatın Aynasında Bir Vicdan Sorgusu Bir edebiyatçının dünyasında kelimeler yalnızca ifade biçimi değil, bir hakikatin yankısıdır. Her sözcük, insanın içsel coğrafyasına atılmış bir işarettir; kimi zaman bir isyanın, kimi zaman bir yarım kalmış sevdanın sesi olur. Bu yüzden, bir sanatçıyı “dönek” ilan etmek, yalnızca bir sıfat kullanmak değil; bir anlatıyı, bir vicdanı yargılamaktır. Peki, Mahzuni Şerif’e dönek diyen kim? Aslında bu sorunun cevabı tek bir kişide değil, toplumun hafızasında gizlidir. Bu yazıda, Mahzuni Şerif’in “dönmekle” suçlanışını bir edebiyat metni gibi ele alarak; kelimelerin, karakterlerin ve temaların gücüyle çözümleyeceğiz. — Sözün Edebiyata Dönüştüğü Yerde: Mahzuni’nin Dilinde…
Yorum Bırak